19 Mart 2009 Perşembe

bütün kızlar toplangut. (efenim istisnalar rica ederim bi sussunlar)

yazı yazmak bi yana,arada bi blogumu açıp renklerini,şeklen ve şemalini değiştirerek içimi rahatlatabiliyorum. bak hani yazmıyorum ama en azından blogu açıp "bişeyler" yapıyorum. vay anasını bana.


sedat ömer erdem günlerdir hastaydı. dün gece acil hastaneye gitmişler, benim her gün aldığım antibiyotikten bi kere alıp zehirlenmiş kendisi, kusmalar kusmaları izlemiş. keh keh diye sırıtıyorum, ilişkinin de erkeği ben miyim ne? bunu dedikten sonra düşündüm, niye bünyesi güçlü olan ve cinsiyette dayanıklılık dediğimiz zaman oturmuş bi kanı gibi direk aklımıza "erkeklik" geliyor. bunun binbeşyüz sebebi olabilir. mesela aklıma idiyot hanım kızlarımızın bu çıtı ve pıtıdan çok zevk almaları ve hal hareketleri çıtılık ve pıtılık müessesesine uydurmak için bi kılıftan girip diğer kılıftan çıkmaları geliyor


bununla birlikte erkeklerdeki göte gelmeme uğruna sergilenen bir takım artistik patinaj hareketleri de bu duruma başlık oluşturur nitelikte. misal kadınlardaki yağ tabakası erkeklerdeki mevcut tabakadan kalın olduğu için malüm kadınlar aslında soğuk havalarda erkeğe nazaran daha az üşürlermiş. tabi burada erkek kişisi benim gibi giyindikten sonra kıyafetlerinin içinde soğanın cücüğü gibi kalıyorsa bilemem. ama er kişinin çıkıp da ceketini yanındaki hatuna vermesi hadisesi hepimizin belleklerine kazılıdır. belleğe kazılmak deyimi de bu saçma hadiseden geldiği için saçma bi capon atasözü gibi duruyor zaten.




velhasıl kelam sedat bu erkek tiplerinden değil. kendisi hassastır, üç günde bi hasta olur ve ııaaaaahhh oooooouuuuuuhhh hııaaaayyyy nidalarıyla gezinir. hava soğuksa hiç tereddüt etmez ellerini ceplerine sokar,yarım saat yanımda el ararım fark etmeden.angut gibi havayı karıştırıyormuşum görüntüsü veririm çevre halkına.
ha yine de soğuktan elleri kurumuşsa gider cırem alır, günde üç posta sürer hala kuruysa şikayet eder,üüff şuralarım gene kırış kırış oldu yaa!
fazla temizdir, bugün çamaşırlarını toplarken saydım; 56937593754 tane atleti,65944960 adet donu,459438759454 adet çorabı var. bana ver birazını dedim,3 atlet 5 don 2 de çorapla yaşam savaşı veriyomuşum dedim,vermedi.ver dedim vermem dedi(serhat'a gönderme yaptım).


bugünün hastaya yemek menüsünde; yayla çorbası,etli nohut ve tavuk bulyonlu pilav vardı. farkındaysanız(burda farkındaysan ve farkındaysan blog mu yazsam diye tereddüt ettim,zira kime sesleniyorum lan ben?) yemekler çorba nohut ve pilavdan ibaret olabilirdi,ama böyle daha bi artistik oldu.noldu götüm mü kalktı?
burada şiddetle bu lafa değinmek istiyorum.efendiler sorarım, bi insanın götü neden kalkar yahu? nasıl kalkar göt? niye böyle bi laf üretmiş birileri hangi şuursuz anlarında yapmışlar bunu,yıllardır niye kimse bu soruna barnak basmadı? sorular sorular aklımdaki sorular! BOMBA BOMBA BOMBA NOKTA KOM NE LAAAĞĞĞN!


lab raporu beni bekler. öptüm şeker kib bye asl slm pls tşk

5 Mart 2009 Perşembe

at zikine konmuş kelebenkler!

son zamanları hiç sevmedim ben,her gün illa ki sevdirilmemeye devam ediyorum. inatla birileri toplaşmış sanki her gün beni daha da rahatsız edicek yeni hoş sedalarla karşımda bi iki kuble olaylar silsilesi,sokacam. daalın lan!

olayı genelden özele indirgediğimizde (allam ne süslü bi laf,kullandım mutluyum) bu olaylar genel olarak bi haftadır hacettepe bok çukuruna nasıl gidilir ve göte giren şemsiye üzerine.
her şey pazartesi günü nizamiye'nin kenarına çektiğim arabaya beytepe candarmasının ceza kesmesiyle başladı. arabaya bindik gidiyoruz sedat ömer erdem ile,sileceklerde bi kaat uçuşuyor adeta kelebenk edasıyla. bi keresinde sileceklerde peçeteye yazılı(hayır istek parça değil meheh) bi meraba telefonum şu gözel bağyan hamburger yiyek mi tandansında bi yazı bulduydum,tam dalga geçecektim sedat ömer erdem'le keh keh,hayranlar işte diye,ama yok hiç öyle hayran mektuplarından biri gibi durmuyor(olayı abartmak).
çektim kenara aldı arkadaş kaadı,bi de ne görem iki yıldır piç gibin içeri sokulmadığımdan aynı yere koyduğum arabaya ceza kesesi gelmiş candarmanın. tabi hemen okulla candarmanın iş birliği olduğunu düşünmek yerinde olurdu,ben de öyle yaptım ve her küçük ama batan olayda olduğu gibi gözlerim doldu.
karşınıza bi anime getirin, gözünün tam sol altında bi damla belirir ya hatunun,işte ondan bende de oldu. neyse dedim,(yalan, gün boyu surat astım) arar çemkiririm. burcu'nun yazdıklarını okuyunca son zamanlarda ne kadar çemkirebilme potansiyelimin de fışkırdığını bi fark ettim zaten. ama kaldı o öyle,hala aramadım,siktir edip duruyorum hayırlısıyla faiz de götüme girince şemsiye kıvama gelir.
sonracığıma dün en son gelen beş servisine bindim ittire kaktıra gene eve gitmek için. düştük yollara.düşünün kü 28 kişi oturma kapasitesi olan serviste elli kişi gitmişiz,bu eder yirmi iki kişi koridora sıkışmış ama hacı düşününce insan bi ürperiyor nereye girmiş o kadar insan,yaradana sığınıp mi girmişler,vay rappim. neyse.
ama bazıları için bu bi takım amaçlar uğruna kullanışlı bi durum oluşturmuş ki arkaşın biri ellerini götüme dayamıştı.sürekli olarak çanta heralde deyip dönüp bakmaya tenezzül etmediğim o ittirici gücün arkamda duran erkek(imsi) arkadaştan kaynaklandığını anladım.zaten servisçinin dibinde duruyorum,öyle ki adam vites değiştirirken her seferinde bacağıma da çakıyo bi tane,arkamı dönemiyorum bile çocuğa daha dikkatli bakmak için o şokla,anca kafamı böyle döndürdüm de gördüm.dumur ben! elleri önünde birleştirmiş götüme dayıyo,itooluit.
o an ki kalabalık, sıkışmışlık ve şok etkisiyle bişey diyemedim ama içimde patladı işte,ben yine servisten indim başladım zırlamaya. bu sefer o anime karakterinin gözlerinin kenarından musluktan boşalırmış gibi fışkıran göz yaşını getiriyoruz hemen gözümüzün önüne.ebet ondan oldum işte.
neyse dedim gene(nah dedim), bu sabah oldu. dedim sorunsuz bi gün olsun hamua goyim.ağzımı bozdum evet. burama kadar geldi. na burama böyle. tam binicem sekiz servisine,daha ayılamamışım zaten, baktım ananıniyolay kartım yok! hay dedim daltarak aferim,neyse param vardı dedim yırttık, derkene..... yırtamamışız!sonra kayışları yırttım o ayrı..
her seferinde para da alan adamın bugün para alası gelmemiş heralde,benim gibi ellerini yıkadıktan sonra paraya dokanamayanlardan olsa gerek. almam "hocam" para dedi. başta bi algılayamadım nasıl ya her gün alıyosunuz bugüne mi almayasınız geldi gibi bişeyler söyledim uykusundan zorla uyandırılmış insan haliyle. yok almıyom ben bi haftadır dedi. o dedi ben baktım. bi nefes aldım,sonra marta girmiş,girmek isteyen kediler gibi başladım bağırmaya çemkirmeye salyalarımı akıtmaya. unutmuşum işte naaabim gitmiiim mi okula böyle şey olur muuuu böyle saçma şey görülmüş müüüüü hööeeee rooaaargggh şeklinde devam etti gitti benim çığrışlarım. baktım herif at sikine konmuş gelebenk edasıyla kafayı kaldırıp bakmıyo bile bana,döndüm la havle deyip on lira (şansıma bozuk da yoktu zıçayım) bozabilecek var mı diye bağırdım servistekilere. ulan tavukoğlu tavuklar,ulen ibibikler, hadi hiçbirinizin bozuğu yoktu ulan hem ses çıkarmadınız hem de bi insaniyet adına al arkadaş benimkini bas sonra verirsin demediniz,kime sesleniyorum lan ben?
velhasıl ben baktım olacak gibi değil çemkirmeye devam ettim,kızın biri al benimkinden bas dedi.
düşünüyorum acaba susayım diye mi yaptı,yok lan,nur yüzlüydü,melek gibiydi,aşık oldum..öehm neyse. ışık saçıldı sanki o an hatunun kafasından.bastım basarken hala çemkirdim. nefret ediyorum hala bak düşündükçe kızgınlığımı göstermek için aynı cümleleri baştan kurasım var.
of..
ulen..
neyse ben bişey demiyorum(daha ne dicem).
ha bi de akşam sedat ömer erdem'le kızılay'a gittik guzi'ye zıkkımın kökü ve zıçmalık kum vs almaya.otuziki liralık şey aldım adam üç liralık(ki capon malından hesaben beş kuruş anca eder) fareyi hediye etmedi. dedim üç kilo mama bi paket kum alana bu fareyi hediye ediyomuşsunuz öyle duydum(yüzsüze gel). yok valla hanfendü üç lira bunlar kem küm olmuyo zik zok dedi ben iyi lan alla belanı versin fak fuk dedim. konu kapandı.
kızıyorum çok bu ara.
insanlara çok kızıyorum,kendime de çok kızıyorum.
çok kızgınım gene.
neyse böyle kusmuk bi yazı oldu bu da. oh..ne ohu rahatlamadım ki.

oh demişken,başkalarının ossuruğunu koklayıp oh diyen arkadaşlara selam söylüyorum.

sübaneke dinimiz amen.

1 Mart 2009 Pazar

süpermeni süpermeni olmak lazım bazen,piyu!


plates,tabir-i caiz ise efendiler göt sıkma sanatı. yarın okulun spor salonunda bu konuyu derinlemesine görüşmeye gideceğimdir.göt nasıl sıkılır? malüm ruhsal dengesizlikler günlük sıkıntılar ödev/sınav döneminin verdiği aşırı yemeler,sonra onlarının sonuçlarının verdiği aşırı yememeler sonucu ruhani bünyeniz kadar bedeninizi de oyunçak hamur gibi şekilden şekile sokarsınız.işte göt sıkma aparatı olan plates bunlara bir dur der. evet sanki plates bitti hocalığını yapmaya başladım,nedir bu reklam,neyse iyisi kötüsü olmaz gaz veriyorum kendime,derdin ne senin hea?

şimdi bazıları çıkar der ki, ne önemi var bedenin aklın güzel olduktan sonra,iç güzellik dış güzellik zik zok ile başlayan burundan yukarısı muabbetler için de diyorum ki; NAH. bi kere bunu diyen insan bile dışarıdan, diğerlerinden daha farklı gözükeceğini düşünerek böyle söyler. o hayran olduğum filmler dışında kimsede görmedim o rahat,sade ama muhteşem dikkat çekici görünüşü,giyişi miyişi.miyişi.neyse bu konuya götten nasıl geldim bilemedim.

bugün aslında sadece istemesem de yapabileceğimi kanıtlamak için yazıyorum;mevzu bahis edilgen kişi benim burada. hiç yazmak istemedim mesela her zaman ki gibi,ki şu yazdıklarımın da sümüklü peçetelerimden bi farkı yok kanımca,ama yine de durma işte.durma devam et.bi yerinden başla,kim bilir yarın "tutunamayanlar" hakkında da bişeyler yazabilirim belki...

tabi..

evet..

vesayire.

hayriye.

meh.
(bu arada başkanlığını yürüttüğüm yüksek binadan atlayıcılar derneğinin fahri yazmanı burcuma blog bilgilendirme toplantısı için tişkürleringlerimi sunarım)

16 Şubat 2009 Pazartesi

günlük hayat meseleleri

belki de hiçbir şey yokken aslında,güne düşünecek çok şeyin varmış gibi başlamak gibisi yok. insana bundan daha çok ağır gelen diğer şeyler düşünecek bu şey ve şeylere yenilerinin eklenmesi.yine de cümlenin başı dönüp dolaşıp bunları düşünmeye geliyor.
düşün..
hep düşün.
her güne zorluk içinde başlayıp,hayat memat meselesi yaşıyormuşçasına devam etmek. sonrası zorlu bi uyku,bugün ne yaptım ki? ile başlayıp cevabını istediğin gibi veremediğin cümlelerinle bitirmek aynı günü. bi insan bütün günlerini ne kadar yaşayabilir böyle,nereye kadar yaşayabilir? bak yine bi soru, gel şimdi düşün dur,çıkama yine işin içinden.
benim gibi hiç özele bile inmeden sadece yaşarken hem de ne istediğini bilmeyen insanlar için istediğini zannettiği eylemlere geçmek o kadar yorucu ki. yarın spor salonuyla konuşmayı düşünüyorum okuldaki, hani bi değişiklik..sigarayı bırakma sürecimde beni azmettirebilecek bi engel gibi,nefes nefese kalışları fark etmek her seferinde. şimdi bu fikir bile yoruyor. her zaman bi kertenkele gibi, yine kuyruğum kıstırılmış gibi hissedip olmayan avcılarımın karşısında, yine kendi kendime tehlikeli geldiğim için bi kuyruk daha eksilerek çıkacağımı biliyorum bu "yeni" ama bana bi o kadar bayat gelen planımdan,planlarımın birinden..
yüzümde kalıcı olmasını istediğim gülümsemelerimi niçin her zaman zorlama gibi hissediyorum,belki içtenlikle gülümsüyorumdur?neden bunun sürekli anı geçiştirme araçlarından biri olduğuna bu kadar inanıyorum.neyi istiyorum,neyi niye istemiyorum ama yine de başlıyorum yine yeniden diyerek bilmiyorum.ne zaman cümlelerim kendi içinde düzen kazanıcak ve ben her seferinde hissettiklerimi ifade edebildiğimi zannetmeden sonuna kadar inanıp koyacağım noktayı,soru sormadan bitiricem cümlelerimi ne zaman bilmiyorum.
ne kasketin kaldı senin ora işi,ne yollarını taşımış ayakkabım..
hüzünlü müziklere, ben de başladığım her yolda kendimden bişeyleri bırakmışım ve başladığım yere geri dönmüşüm gibi eşlik etmeden geçirebilecek miyim bilmiyorum.bunları yaşamamış olmayı sağlayabilir miyim düşünüyorum.ne çok şey bilmeyip,bundan daha çok şey bildiğim için acı çekmek ne büyük bi ironi ve ne rahatsız edici kısa zannedilen hayatına bu kadar kısacık,küçücük ama etkili, bu kadar büyük, ürkütücü ve kendi başına gelmeyeceğini zannettiğin bileşenler katmak..ama sonunda parçalanmak,ne saçma ama,ne saçmalamalar silsilesi.
bizden bu kadar.ben ve cümlelerimdeki kalabalık,herkese güzeeeel mi güzel rüyalar dileriz.kafamızdakiler susarsa,biz de bi gün uyumayı umuyoruz.ve mis gibi uyanmayı.misler gibi.

goran bregoviç-dreams.

2 Şubat 2009 Pazartesi

kediler ergenliğe girerse

çok şükürden hallice geçirdiğimiz şu günleri ailecek bi doğal sürecin getirileriyle burun buruna hickok gerilimi yaşayarak atlatmaya çalışıyoruz. önceleri yavrum evladım oğlum diye geçindiğim kedim-namı diğer guzi hazretleri paşa torunları- ergenliğe bi hayli girmiş durumda. kendisi artık oğlum diye seslenemeyeceğim üzere kolumda ve bacağımda çeşitli seks pozisyonları deneyerek tamamlıyor günlerini yorgun ama buruk bi heyecanla.bu durum karşısında ne yapacağımı ya da yapılabilecek altarnetifleri pek bilemiyorum;kısırlaştırmak dışında. ama hayvan ilk deneyimini bile yaşayamadan onu ebedi bi durgunluğa yollama kararı hangi alkollü günüme gelecek merakla bekliyorum.